ARTROSKOPİK CERRAHİSİ



  • ARTROSKOPİK CERRAHİ
    • ARTROSKOPİK CERRAHİ NEDİR ?
      Artroskopi kelimesi latinceden alınmış olup , Artros[eklem] ve skopi [gözlemek] anlamına gelen köklerden türetilmiştir. Yani, artroskopi "eklemin içine bakmak" anlamına gelir. Artroskopi aslında optik bir sistemdir. Skop denilen optik sistemin ucuna takılan bir kamera ile monitörden bütün eklem içi görülür. Eklem içerisindeki görüntüler 6-10 kez büyütüldüğü için eklemin içindeki bütün yapıların çok detaylı bir muayenesi mümkündür.

      Artroskopi diğer cerrahilere oranla daha kısa bir zaman içerisinde uygulanabilir, aynı zamanda görüntüler kaydedilebilir. Artroskopide açık cerrahi tedavi yöntemlerinde gereken büyük kesileri yapılmadan, minimal ve çok küçük kesilerden eklemlerin içerisi gözlenir. Ayrıca artroskopi ile, açık cerrahi sırasında ulaşılamayan bölgelerde görüntülenebildiği için, daha eksiksiz bir inceleme olanağı vardır.

      Artroskopi İlk Ne Zaman Yapılmıştır ?

      Diz artroskopisi ilk olarak 1960 yılında uygulanmıştır. 1980 li yıllara kadar, sadece teşhis amaçlı kullanılan artroskopi, teknoloji ve deneyimlerin gelişmesi ile bugün tartışmasız bir tedavi yöntemi olmuştur. Günümüzde artroskopi en sık başvurulan ortopedik cerrahi işlemi haline gelmiştir.

      Artroskopik Cerrahinin Avantajları Nelerdir ?

      Artroskopik cerrahi, çok küçük kesilerden yapıldığı için, normal dokulara en az zarar veren yöntemdir. Hastaların ameliyat sonrası ağrısı, açık cerrahi girişimlere göre çok daha azdır. Böylelikle hasta daha çabuk iyileşir, aktif yaşamına daha erken döner. Özellikle sporcuların spora erken dönebilmeleri büyük avantajdır. Artroskopi sonrası yeterli bir ekzersiz yapılırsa eklemde hareket kısıtlılığı gelişme riski açık girişimlere göre yok denecek kadar azdır. Aynı şekilde enfeksiyon, trombofilebit gibi sorunlar daha nadir görülür. Bütün bu nedenlerden dolayı, artroskopik cerrahi sonrası iyileşme süresi daha kısa ve iyileşme süresi daha rahattır.

      Artroskopik Cerrahi Nasıl Yapılır ?

      Artroskopik girişim için ameliyathane şartları ve anestezi gereklidir. Anestezik yöntem için sıklıkla spinal anestezi uygulanır. Eklem içerisini görmek için 0,5 cm boyunda bir kesi yapılır. Tanı ve tedavi için birkaç kesi daha gerekebilir. Cerrahi işlem için gereken aletler ikinci bir kesi ile eklem içerisine sokulur. Cerrahi girişim monitöründen eklem içini seyrederedilerek yapılır. Video kayıt sistemlerinin varlığında artroskopinin tamamı videoya kayıt edilir. Artroskopik girişim sonrası çoğunlukla hafif ağrı kesiciler yeterli olur. Yapılan işlemin cinsine göre hastanede kalış süresi bir ile iki gün arası değişir, çapraz bağ veya diz kapağı çıkığı tamiri yapılan hastalar dışında genellikle yatış süresi bir gündür.

      Artroskopik girişim sonrası yapılacak takip programı yapılan ameliyatın içeriğine göre değişir. Basit menisektomilerden(yırtık kısmın alınması) sonra hasta da herhangi bir kısıtlama yapılmazken, önçapraz cerrahisinden sonra koltuk değneği ile basarak harekete izin verilir. Menisküs yırtığı dikilirse rehabilitasyon programında koltuk değmekleri, hareket kısıtlaması ve tam yük vermeme uygulanabilir. Artroskopi sonrası bir problem yaşanması yani bir komplikasyon görülmesi sık değildir. Enfeksiyon veya iltihap gelişmesi diğer girişimlere göre çok çok azdır. Bu konularda koruyucu önlemler alınarak artroskopi uygulanmaktadır.

      Artroskopi Hangi Durumlarda Gereklidir ?

      Günümüzde artroskopik cerrahi aşağıda sayılan problemlerde yaygın olarak kullanılmaktadır.

      Diz Ekleminde

      Menisküs yırtıkları,
      Bağ yırtıkları, özellikle ön çapraz bağ,
      Eklem kıkırdağı hasarı,
      Serbest cisimler (eklem faresi).
      Diz eklem zarının iltihaplanması ve büyümesi (sinovit)

      Artroz Veya Kireçlenme

      Dizde Artroskopik Yani Kapalı Olarak Yapılabilen Başlıca Girişimler

      Yırtık meniküs parçalarının çıkarılması.
      Bazı menisküs yırtıklarının dikilmesi.
      Ön ve arka çapraz bağ tamirleri.
      Erken dönemde osteoartrit [kireçlenme] tedavisi.
      Osteokondritisler [kıkırdaktan parça ayrılmaları veya eklem fareleri].
      Diz eklemini ilgilendiren kırıklar.
      Kıkırdak nakilleri.
      Patella (diz kapağı) ekseninin düzeltilmesi.
      Diz kapağı çıkıklarının tedavisi.
      Eklem iltihaplarının boşaltılması.
      Hastalıklı eklem zarının çıkartılması (sinovektomi).

      Kaza veya hastalık sonrası meydana gelen hareket kısıtlılıklarının açılması.
      Eklem içi iyi huylu tümör ve kistlerin çıkartılması artroskopik veya artroskopi destekli yapılabilir.

      Omuzda

      Kas sıkışması ve tekrarlayan omuz çıkıklarının tedavisi.
      Omuz eklemi içindeki kıkırdak ve kas krişi hastalıklarına yönelik girişimler.
      Erken dönemde osteoartrit [kireçlenme] tedavisi.
      Romatizmal hastalıklarda sinevektomi [kalınlaşmış olan eklemi döşeyen zarın çıkartılması].
      Omuz hareket kısıtlılıklarının açılması.
      Eklem içi serbest cisimlerin çıkartılması artroskopik veya artroskopi destekli yapılabilir.

      Ayak Bileğinde

      Eklem içi kırıklar, osteokondritisler [kıkırdaktan parça ayrılmaları ve eklem fareleri],
      Meniskoid lezyonlar [tekrarlayan burkulmalar sonrası meydana gelen doku sıkışmaları],
      Erken dönemde osteoartrit [kireçlenme],
      Romatizmal hastalıklarda artroskopik tanı ve tedavi yapılabilir.

      El Bileğinde

      Eklem içi kırıkların tedavisi,
      Sinir sıkışmalarının gevşetilmesi,
      Bilek kemikleri arasındaki bağ yırtıklarının tedavisi,
      Eklem kıkırdağı harabiyetlerin tedavisi,
      TFCC [eklem içindeki özel kıkırdak yastıkçığı] yırtıkların düzeltilmesi artroskopik olarak yapılabilir.

      Dirsekte

      Osteokondritislerin [kıkırdaktan parça ayrılmaları ve eklem fareleri] tedavisi,
      Serbest cisimlerin çıkarılması,
      Hareketi engelleyen kemik çıkıntılarının törpülenmesi,
      Romatizmal hastalıklarda sinevektomi [kalınlaşmış olan eklemin döşeyen zarın çırtılması],
      Eklem içi iyi huylu tümör ve kistlerin çıkartılması artroskopik veya artroskopi destekli yapılabilir.
  • DİZ CERRAHİSİ
    • MENİSKÜS YARALANMALARI
      Menisküs nedir?

      Menisküsler diz ekleminde yer alan C şeklinde kıkırdak benzeri yapılardır. Diz eklemini oluşturan iki ana kemik olan femur ve tibia arasında yer alırlar. Biri iç diğeri dış olmak üzere her dizde ikişer tane menisküs bulunur.

      Menisküsler ne işe yarar?

      Vücudun en büyük ekleminde iki kemik arasında yerleşen menisküsler bir amortisör gibi görev yaparak eklem kıkırdağını anormal yüklenmelerden korurlar. Dize gelen yüklerin taşınması ve aktarılmasında çok önemlidirler. Ayrıca eklem yüzlerinin uyumluluğunu artırırlar ve eklem sıvısının eklem içi dolaşımına katkıda bulunurlar. Menisküsler olmadığında diz eklemine gelen yükler doğrudan eklem kıkırdağına binerek erken aşınmaya yani osteoartrite yol açarlar.

      Menisküs yırtıkları nasıl oluşur?

      Gençlerde ve ileri yaştaki bireylerde menisküs yırtıklarının oluş şekli farklıdır. Gençlerde, menisküsün yırtılması için çık ciddi bir travma gerekir. Bu genellikle sabit ayak üzerinde dönme hareketi sırasında oluşur. Futbol, basketbol, kayak gibi sporlarda oluşan yırtıklar buna örnektir. Yaş ilerledikçe menisküsler sağlamlık ve esnekliklerini kaybederek “dejenere” olurlar. Dejenere menisküslerin çok daha kolay yırtılabilirler. İleri yaştaki bireylerde basit bir çömelme veya halıya takılma ile menisküs yırtıkları oluşabilir.

      Menisküs yırtıklarının belirtileri nelerdir?

      Menisküs yırtıkları oluşurken hastalar genellikle ani bir ağrı batma ya da yırtılma hissederler. Yırtılan menisküsün hangisi olduğuna bağlı olarak ağrı dizin iç ya da dış kısmında daha belirgindir. Birkaç saat içinde dizin içinde sıvı veya kan toplanmasına bağlı olarak diz ekleminde şişlik ortaya çıkar. Bu şişlik genellikle bağ lezyonlarındaki gibi ileri düzeyde değildir. Genellikle yaralanan dizin üzerine basmak mümkündür ancak topallama vardır ve sporcular genellikle sporu bırakmak zorunda kalırlar. Bazen yırtılan menisküs parçası, diz eklemini oluşturan kemiklerin arasında sıkışarak diz hareketini engeller. Kilitli diz olarak bilinen bu durumda erken dönemde cerrahi tedavi yapılması gerekir. Kilitli dizlerde cerrahinin gecikmesi, hareket kısıtlılığı ve ağrıya rağmen dizi kullanma isteği kıkırdak yaralanmalarını beraberinde getirir. Menisküs yırtığı sonrası zaman geçtikçe dizdeki yaygın ağrı azalarak ilgili menisküsün üzerinde noktasal hale gelir. Ağrı özellikle ani dönüşlerde ve çömelme sırasında ortaya çıkar. Yırtık menisküs parçaları eklem yüzleri arasına girerek dizde takılma ve kilitlenme gibi belirtilere yol açabilir. Bu beraberinde daha önceden dizde olmayan kıtırtı benzeri seslere de yol açabilir.

      Menisküs yaralanmalarında saha kenarında ilkyardım

      Dizde ani dönme hareketi sonrası şiddetli ağrı olan her sporcuda menisküs yırtığı ve bağ yaralanması akla gelmelidir. Dize hemen buz uygulaması ve elastik bandaj sarılması, şişlik ve ağrıyı azaltacaktır. Sporcunun müsabakaya dönmesine izin verilmemelidir. Sporcu ilgili bacağın üzerine yük vermeden sahayı terk etmeli ve kesin tanı konana kadar koltuk değneği kullanmalıdır.

      Menisküs yırtıklarına nasıl tanı konulur?

      İyi bir hikaye ve fizik muayene sonrasında menisküs yırtığı tanısı büyük ölçüde ortaya çıkar. Dizinizdeki aşınma-eskimenin miktarını değerlendirmek ve kemik yapılarda başka bir sorun olup olmadığını anlamak için doktorunuz röntgen grafileri isteyebilir. Menisküs yırtıklarının tanısını doğrulamak için son yıllarda en güvenilir yöntem diz ekleminin manyetik rezonans görüntülemesidir. MRG’nin menisküs yırtıklarını saptamadaki doğruluk oranı, usulüne uygun çekilir ve deneyimli ellerde değerlendirilirse % 95’in üzerindedir. Ancak tedaviye karar vermede tek belirleyici MRG değildir. Bazı olgularda yırtık olmadığı hale yırtık varmış gibi görüntü elde edilebilir (yalancı pozitif sonuç) ya da tam tersine yırtık olduğu halde MRG’de saptanamayabilir (yalancı negatif sonuç). Özellikle daha önceden menisküse yönelik cerrahi tedavi yapılmış ise hata payı çok artar ve daha ileri tanısal yöntemlere gerek olabilir. Bu nedenle tedavinize karar verirken doktorunuz sadece MRG bulgularını değil, sizin hikaye ve fizik muayene bulgularınızı da göz önüne alır. Bazı hallerde bu tanı yöntemlerinin hepsi yetersiz kalabilir. Bu durumda artroskopi ile tanı doğrulanır.

      Menisküs yırtıklarında tedavi seçenekleri nelerdir?

      Gençlerde menisküs yırtıklarının tedavisi çoğunlukla cerrahidir. Çok nadir görülen ve tam kat olmayan bazı küçük yırtıklar dışında menisküslerin kendiliğinden iyileşme yeteneği yoktur. Belirgin yakınmaları olan hastalarda cerrahi müdahale ile menisküs yırtığı onarılmaya çalışılır, eğer yırtık onarıma uygun değilse yırtık olan kısım çıkartılır. İleri yaştaki hastalarda menisküs yırtıklarına genellikle dizde artroz (aşınma, yıpranma, kireçlenme) eşlik eder. Bu durumda sadece menisküs yırtığına müdahale etmek sorunu tam olarak çözmeyebilir. Bu durumda hastaya en uygun tedavi doktorunuz tarafından size anlatılır.

      Menisküs cerrahisinin hedefleri nelerdir?

      Menisküs yaralanması olan bireylerde amaç, kişinin menisküs dokusunu mümkün olduğunca korumaktır. Ameliyat sonrası dönemde kişinin ağrı, takılma kilitlenme şikayetlerini ortadan kaldırmak ve ileriki yıllarda dizde oluşabilecek aşınma ve yıpranmanın önüne geçmektir. Cerrahinin başka bir amacı sporcuları, yaralanma öncesinde bulundukları spor seviyesine geri döndürmektir.

      Menisküs onarımı nasıl yapılır?

      Dizin uzun dönem sağlığı için çok önemli olan görevlerini yerine getirmeleri için menisküs yırtıklarında ilk seçenek onarımdır. Menisküslerin damarlanma özellikleri nedeniyle iyileşme yetenekleri çok yüksek değildir ve menisküs yırtıklarının kabaca beşte biri tamire uygundur. Menisküs tamiri günümüzde artroskopik cerrahi ile yapılmaktadır. Doktorunuz yırtığın tamire uygun olduğuna karar verdikten sonra özel kanüllerden yerleştirilen uzun iğneler ile menisküs yırtığınızı onarabilir. Yırtık boyunca 3-4 mm arayla menisküsün hem üst hem alt yüzünden dikişler atılır. Dikişlerin eklem dışına çıkartılıp bağlandığı yerde ilave küçük bir kesi yapılmasına gerek vardır. Doktorunuz bazı durumlarda menisküs tamiri için geliştirilmiş olan özel oklar, çapalar veya vidaları kullanmayı tercih edebilir. Bu durumda dizinizde ilave bir cerrahi kesiye gerek olmayacaktır.

      Yapılan tamirin sağlamlığı ve eklem içinde yapılan başka girişimler (ör. Çapraz bağ cerrahisi) olup olmadığına göre ameliyat sonrası dönemde birkaç hafta koltuk değneği kullanmanız ve çömelmekten kaçınmanız gerekli olabilir. Spora dönüş 6 hafta ile 6 ay arasında değişen sürelerde olabilir. Menisküs onarımının başarı oranları yırtığın tipi ve yapılan cerrahinin şekline göre değişmekle birlikte % 70 ile 95 arasındadır. Yapılan tamire rağmen menisküs iyileşmeyebilir veya tekrar yırtılabilir. Başka bir deyişle, menisküs tamiri yapılan hastaların % 5-30’unda ikinci bir cerrahi gerekli olabilir. Başarısızlık oranı yüksek gibi görünmekle birlikte, menisküsler olmadığında dizde meydana gelecek aşınma göz önüne alındığında bu risk kabul edilebilir düzeydedir. Yapılan tamir başarısızlıkla sonuçlanırsa basit bir ameliyatla yırtık olan menisküs parçası çıkartılabilir.

      Menisektomi nedir?

      Doktorunuz, menisküs yırtığınızın onarıma uygun olmadığına karar verirse, yırtık olan menisküs parçası çıkartılır. Bu işleme menisektomi adı verilir. Bu işlem sırasında sadece yırtık olan kısım çıkartılarak menisküsün geriye kalan sağlam kısmı korunmaya çalışılır. Ne kadar çok menisküs dokusu korunabilirse dizin uzun dönem sağlığı için o kadar iyi olur. Zira korunan menisküs dokusu kısmen de olsa yük taşımaya devam eder. Ameliyat sonrasında ciddi bir rehabilitasyon programına gerek yoktur. Sıklıkla evde yapılan egzersizler sonrası birkaç gün yada hafta içinde normal yaşam ve spora dönmek mümkündür.

      Ameliyatın basamakları nelerdir?

      Artroskopik portallar açılır, diz içi artroskopik muayene yapılır. Menisküs yaralanmasının şekline göre menisküsün dikilmesi veya menisektomi planlanır ve uygulanır. Ameliyat 15 dakika ile 45 dakika arası sürebilir.Menisküs dikilirken kullanılan dikiş materyallerinin hastaya herhangi bir zararı yoktur.

      Ameliyat sonrasında karşılaşılabiecek başlıca komplikasyonlar nelerdir?

      Derin ven trombozu : Bacaktaki derin toplar damarlarda tıkanıklık oluşmasıdır. Alt ekstremiteyle ilgili her ameliyattan sonra görülme riski vardır, uzamış cerrahi, genetik yatkınlık ve ileri yaş riski arttırır. Bu riski en aza indirmek için ameliyat sonrasında her hastada risk durumuna göre kısa yada uzun süreli kan sulandırıcı dediğimiz antikoagülan ilaçlar kullanılır, antikoagülan çoraplar giydirilir ve erken mobilizasyon uygulanır.

      Enfeksiyon: Artroskopik vakalarda enfeksiyon çok nadir olsada görülebilir. Tüm açık cerrahilerde olduğu gibi bu ameliyatlarda da steriliteye çok dikkat etmek gerekir. Yine enfeksiyon riskini en aza indirmek için antibiyotik profilaksisi kullanılmalıdır. Hekimin uygun görmesi halinde ameliyat sonrasında da kısa bir dönem antibiyotik kullanılabilir.

      Eklem Sertliği: Artroskopik vakalardan sonra eklem sertliği gelişme riski çok azdır. Bu riski daha da azaltmak için ameliayat sonrasında erken hareket başlanır.

      Menisküs yeniden yırtığı: Dikilen menisküsün yırtığın lokalizasyonuna göre değişen oranlarda %5-30 oranında iyileşmeme riski mevcuttur. İyileşmeyen menisküs küçük zorlamalarla veya dikiş materyallerinin etkisi kaybolduğunda tekrar yerinden ayrılarak şikayetlere sebep olur. Bu durumda artroskopik olarak menisküsün ayrılan parçası alınır.
    • ÖN ÇAPRAZ BAĞ YARALANMALARI
      Ön çapraz bağ nedir?

      Ön çapraz bağ, diz ekleminde femur ve tibia kemiklerini birbirine bağlayan yapılardan birisidir. Dizin normal işlev görmesi için çok önemli olan bu bağ, tibia kemiğinin anormal bir şekilde öne doğru yer değiştirmesini engelleyen en önemli yapıdır.

      Ön çapraz bağ yaralanmaları nasıl oluşur?

      Ön çapraz bağ yaralanmaları, genellikle sabit ayak üzerinde ani dönme hareketi sırasında ortaya çıkar. Daha nadiren dize gelen doğrudan darbeler, trafik kazaları, yüksekten düşme ve endüstriyel kazalar sonrasında ön çapraz bağ yaralanmaları ortaya çıkabilir. Bu durumda, ön çapraz bağ yaralanmalarına arka çapraz bağ, yan bağlar ve menisküslerin yaralanmaları da eklenebilir.

      Ön çapraz bağ yaralanmalarının belirtileri nelerdir?

      Ön çapraz bağ yaralanması sırasında hastalar ani bir kopma hissi ile birlikte şiddetli bir ağrı hissederler. Sıklıkla yapmakta olduğu spor faaliyetine devam edemezler. Dizde bağın kopması sonrasında diz içi kanamaya bağlı olarak şişlik meydana gelir bazen bu kanama çok fazla olur ki bu durumda diz içi hematom boşaltılmak zorunda kalınır. Genellikle diz travmasından sonra hastalarda ağrı, topallama, diz hareketlerinde kısıtlılık izlenir ve bu dönemde genellikle koltuk değneği kullanılmak zorunda kalınır. Dizdeki ağrı ve şişliğin azalması sonrasında günlük yaşantıya dönülür fakat ani dönüşlerde veya sıçrama hareketlerinde dizde tekrarlayan dönmeler izlenebilir. Sıklıkla spor faaliyetlerinde, bazen de günlük sıradan faaliyetlerinde bile dizde güvensizlik hissi, boşalma, dönme hissedilir. Ön çapraz bağ kopması olan dizlerde yüzme, bisiklet gibi sporlar yapılabilir; ancak futbol, basketbol, hentbol, voleybol, kayak gibi ani sıçrama, dönüş ve hızlanmaların olduğu sporların üst düzeyde yapılması mümkün değildir. Eğer sporcu ön çapraz bağı olmadan bu sporlara devam etmek isterse yeni yaralanmalar ve dizdeki hasarın artması riski çok yüksektir.

      Ön çapraz bağ yaralanmalarında saha kenarında ilkyardım

      Dizde ani dönme hareketi sonrası şiddetli ağrı ve şişlik olan her sporcuda ön çapraz yırtığı akla gelmelidir. Dize hemen buz uygulaması ve elastik bandaj sarılması, şişlik ve ağrıyı azaltacaktır. Sporcunun müsabakaya dönmesine izin verilmemelidir. Sporcu ilgili bacağın üzerine yük vermeden sahayı terk etmeli ve kesin tanı konana kadar koltuk değneği kullanmalıdır.

      Ön çapraz bağ yaralanmalarında nasıl tanı konulur?

      Ön çapraz bağ yırtığının tanısı, yaralanma oluş şeklinin ayrıntılı olarak anlatılması ile başlar. Bunu dikkatli bir muayene izler. Sadece bu hikaye ve muayene ile ön çapraz bağ yırtığının tanısı %90’ın üzerinde bir oranda konabilir. Ön çapraz bağ yaralanmalarında grafiler genellikle normaldir. Manyetik rezonans görüntüleme ön çapraz bağ yırtıklarının tanısında %90’ın üzerinde doğruluk oranına sahiptir. Ayrıca eşlik eden menisküs, yan bağ ve kıkırdak yaralanmaları ve kemik ödemlerine tanı konabilir. Ancak nadir de olsa MRG yanıltıcı olabilir, bağ işlev görmeyecek derecede yaralanmış olduğu halde MRG’de bağın devamlılığı korunmuş gibi görülebilir. Bu nedenle tedaviye karar verirken MRG tek belirleyici değildir, muayene ve hikaye bulguları da göz önüne alınmalıdır.

      Ön çapraz bağ yaralanmalarında tedavi seçenekleri

      Genç, spor yapan veya aktif yaşam stiline sahip bireylerde ön çapraz bağ yaralanmalarının tedavisi cerrahidir. İleri yaşta olup yüksek aktivite seviyesinde olmayan, spor yapmayan ve günlük yaşamda dizinde boşluk ve emniyetsizlik gibi yakınmaları olmayan bireylerde cerrahi tedavi yapılmayabilir. Cerrahi olmayan tedavi seçilmişse, dizde oluşabilecek emniyetsizlik ve boşluk hissini azaltmak için kas güçlendirme programları önerilir ve dizi zorlayıcı sporlarda koruyucu dizlikler kullanılabilir. Ancak şiddetli bir zorlanma olduğunda her ikisi de dizin yerinden çıkmasını engelleyemez ve dizde ilave yaralanmalar ortaya çıkabilir.

      Ön çapraz bağ cerrahisinin hedefleri nelerdir?

      Ön çapraz bağ yaralanması olan bireylerde amaç, dizdeki boşluk ve emniyetsizlik hissini ortadan kaldırmak, kişinin spor veya zorlayıcı aktiviteler sırasında güvenle basabileceği bir diz elde etmektir.İlk yaralanma sırasında hasar görmemişse menisküsleri korumak ve tamir edilebilen menisküs yırtıklarını onararak ileriki yıllarda dizde oluşabilecek aşınma ve yıpranmanın önüne geçmektir. Cerrahinin başka bir amacı sporcuları, yaralanma öncesinde bulundukları spor seviyesine geri döndürmek ve dizde yeni yaralanmalar oluşmasını engellemektir.

      Ön çapraz bağ tamiri nasıl yapılır?

      Eğer ön çapraz bağ, yapıştığı yerden bir kemik parçası kopartarak ayrıldı ise, kopan kemik parçası yerine tutturulur. Daha çok çocuklarda görülen bu durumda tespit vidalar veya dikişler ile yapılabilir. Bu işlem çoğunlukla artroskopik olarak yapılır, ender durumlarda açık cerrahi gerekli olabilir. Erişkinlerde ön çapraz bağ, çoğunlukla gövdesindeki lifler ayrılıp parçalanarak yırtılır. Saçaklanmış bir doku şeklindeki bağın tamiri mümkün değildir ve ameliyat sırasında yeni bir doku ile bağın onarılması gerekir. Bağ tamiri için sıklıkla diz çevresindeki kasların kirişleri kullanılır. Bunun için en sık kullanılan doku dizin arka kısmında yer alan ve hamstring tendonları olarak bilinen dokulardır. Hamstring tendonlarının uçlarında kemik bloğu yoktur. İkinci sıklıkta kullanılan doku, dizin ön kısmında yer alan ve iki ucunda kemik bloğu ile alınan patellar tendondur . Bazı durumlarda kadavradan alınmış ve sterilize edilerek kullanıma hazır hale getirilmiş dokular kullanılabilir. Allogreft adı verilen bu dokular, genellikle birden fazla bağın yaralandığı ve kişinin kendi dokularının yetmediği hallerde; daha önce cerrahi yapılmış ve kendi dokuları kullanılmış olan olgularda ve çok küçük çocuklarda tercih edilebilir.

      Ameliyatın basamakları nelerdir?

      Önce bağ tamirinde kullanılacak olan doku alınır, bu dokuya greft adı verilir. Daha sonra diz artroskopisi yapılarak eklem içindeki diğer yapılar değerlendirilir. Menisküs ve eklem kıkırdağında yaralanma varsa gerekli girişim yapılır. Daha sonra diz eklemindeki kemiklere tüneller açılarak, yeni bağın geçeceği yol hazırlanır. Bu tünellerin içinden greft geçirilerek uygun gerginlikte kemik tünellerin içinde tespit edilir. Bunun için metal veya eriyebilen vidalar, çapraz çiviler ve u şeklinde çiviler kullanılır. Bağı yerinde tutan bu vida ve çiviler rahatsızlık vermediği sürece ömür boyu vücutta kalabilir ve çıkartılmaları gerekmez. Ameliyat 40 dakika ile 1 saat arası sürebilir. Diz eklemi içinde biriken kanı dışarıya almak için dren adı verilen ince plastik bir hortum yerleştirilir, bu dren genellikte ameliyattan 24 saat sonraki pansuman sırasında çıkartılır.

      Ameliyat sonrası dönem

      Ameliyat sonrasında hastanede kalış süresi genellikle 2 gecedir. Anestezinin etkisi geçtikten sonra koltuk değnekleri ile ayağa kalkmak mümkündür fakat diz içindeki kanı boşaltmak için dren mevcut olduğunda genellikle o tarafa yük verdirilmez. Ertesi gün diz içindeki dren çekildikten sonra hasta çift koltuk değneği ile ayağa kaldırılır ve her iki tarafına da yük verebildiği kadar yük verir ve yürür. hareketlerine başlanır ve dizinizi 90 dereceye kadar bükebilmeniz hedeflenir. Ameliyat sonrasında ilk 3 hafta çift koltuk değneği ile tam basarak yürümeye, sonraki 3 hafta tek koltuk değneği ile tam basarak yürümeye izin verilir. Genellikle 3 günde bir pansuman yapılır, cerrahiden 15 gün sonra dikişler alınır. Dikişler alınana kadar ameliyat bölgesinin su ile temasından kaçınmak gereklidir. Hastaneden taburculuk sırasında hasta doktorunun verdiği ilaçları düzenli kullanmak zorundadır. Ameliyattan sonra üç hafta içinde tam diz hareketinin kazanılmış olması gerekir. Hastanın kendi yaptığı egzersizler yeterli olmazsa, bir fizyoterapist eşliğinde rehabilitasyon uygulanabilir. Yerleştirilen greft dokusunun kemik tünellere kaynayarak tutunması 6-8 hafta sürer. Bu süre sonrasında normal yürüme ve araba kullanma imkanı olur. Yerleştirilen dokunun tam olarak olgunlaşıp sağlamlaşması bir yıl sürer, ancak 5. aydan sonra sportif aktivitelere başlamak mümkündür.

      Ameliyatın başarısı nasıldır?

      Ön çapraz bağ cerrahisi sonrası ülkemizde ve dünyada bildirilen başarılı sonuç oranları %80–90 arasındadır. Teknik sorunlar, yeni oluşan yaralanmalar ve dize yerleştirilen dokunun yeni bir bağ şeklinde olgunlaşıp sağlamlaşmaması nedeniyle hastaların % 10-20’sinde yeterli başarı elde edilmeyebilir. Bunların da bir kısmında yeniden bağ cerrahisi gerekli olabilir. Ameliyat başarısını etkileyen faktörlerden en önemlileri hekimin konuya olan ilgisi, tecrübesi ve ameliyat sonrası uygulanılan rehabilitasyon programıdır. Bu nedenle hemen hemen her hastada ameliyat sonrasında uygun rehabilitasyon programı başlanmalıdır.

      Ameliyat sonrasında karşılaşılabiecek komplikasyonlar nelerdir?

      Derin ven trombozu : Bacaktaki derin toplar damarlarda tıkanıklık oluşmasıdır. Alt ekstremiteyle ilgili her ameliyattan sonra görülme riski vardır, uzamış cerrahi, genetik yatkınlık ve ileri yaş riski arttırır. Bu riski en aza indirmek için ameliyat sonrasında her hastada risk durumuna göre kısa yada uzun süreli kan sulandırıcı dediğimiz antikoagülan ilaçlar kullanılır, antikoagülan çoraplar giydirilir ve erken mobilizasyon uygulanır.

      Enfeksiyon: Artroskopik vakalarda enfeksiyon çok nadir olsada görülebilir. Tüm açık cerrahilerde olduğu gibi bu ameliyatlarda da steriliteye çok dikkat etmek gerekir. Yine enfeksiyon riskini en aza indirmek için antibiyotik profilaksisi kullanılmalıdır. Hekimin uygun görmesi halinde ameliyat sonrasında da kısa bir dönem antibiyotik kullanılabilir.

      Eklem Sertliği: Artroskopik vakalardan sonra eklem sertliği gelişme riski çok azdır, öçb cerrahisi diz yaralanmasından ilk 3 hafta sonra yapılırsa bu risk hafifte olsa artar. Bu riski azaltmak için ameliayat sonrasında erken hareket başlanır.

      Greft Sıkışması: öçb cerrahisi sırasında açılan kemik tünellerin yeri uygun değilse diz hareketleri sırasında yerleştirilen bağ diz içinde sıkışır ve hareketleri kısıtlar, ağrı yapar, dizde şişlik yapar. Bu risk hekim tecrübesiyle orantılı olarak en aza iner. Greft sıkışması tanısı konulduğunda sıklıkla revizyon cerrahisi gerekli olur.

       

    • KIKIRDAK YARALANMALARI
      Kıkırdak nedir?

      Eklem kıkırdağı, uzun yıllar boyunca eklemde yük taşıyacak ve ağrısız hareketi sağlayacak şekilde tasarlanmış çok özel bir yapıdır. Eklemi oluşturan kemiklerin birbirlerine bakan yüzlerini kaplayarak yastık vazifesi görür.

      Kıkırdak yaralanmaları nasıl oluşur?

      Eklem kıkırdağı çeşitli şekillerde hasar görebilir. Yıllar içinde eskiyerek önce yumuşar sonra saçaklanarak dökülür ve altındaki kemik ortaya çıkar. Halk arasında “kireçlenme” olarak bilinen bu duruma osteoartrit veya artroz adı verilir ve yaşla birlikte ortaya çıkan aşınma ve eskimenin sonucudur. Oluşan bu yaygın aşınmanın geriye dönüşü yoktur ve önce ilaç daha sonra cerrahi tedaviler gerektirir. Osteoartrit için günümüzde bilinen ve kıkırdağı yenileyen bir tedavi yöntemi yoktur. Buna karşın genç bireylerde, özellikle spor sırasında ortaya çıkan darbelere bağlı eklem kıkırdağında bölgesel hasarlar meydana gelebilir. Bu gibi durumlarda eklem kıkırdağının sadece bir bölümü hasarlı olduğu ve geri kalanı sağlam olduğu için kıkırdak yenileyici tedaviler yapılabilir. Erişkinlerde eklem kıkırdağının iyileşme yeteneği yok denecek kadar azdır. Vücuttaki diğer dokuların aksine, eklem kıkırdağı yaralanma sonrası kendini yenilemez. Kıkırdakta iyileşme cevabını oluşturmak için mutlaka cerrahi müdahaleler gereklidir. Başka bir oluş şekli; eklem kıkırdağının altındaki kemiğin beslenme bozukluğuna bağlı ortaya çıkan ve bu beslenmeyen bölgenin sağlam kemikten ayrılarak serbest hale geldiği “osteokondritis dissekans” adı verilen hastalığın bir sonucu olarak ortaya çıkan kıkırdak hasarlarıdır.

      Kıkırdak yaralanmalarının belirtileri nelerdir?

      Kıkırdak yaralanmalarının en önemli belirtisi eklemin ilgili bölgesine odaklanan ağrıdır. Eklem sıvısının artışına bağlı olarak eklemde şişlik ortaya çıkabilir. Bu şişlik aktivite veya sporla artrar, dinlenmekle azalır. Eklemde takılma, sıkışma, kilitlenme gibi yakınmalara yol açabilir. Kopan bir parça varsa, eklem içinde serbest halde gezen bir parçayı hastalar hissedebilir. Bu parçaya eklem faresi adı verilir. Belirli bir boyutun üzerinde olan kıkırdak yaralanmalarında eklemin yük taşıma özellikleri bozulacağı için zaman içinde artroz gelişebilir.

      Kıkırdak yaralanmalarında tanı nasıl konulur?

      Doktorunuz hikaye ve ayrıntılı bir muayene ile kıkırdak hasarı olabileceğini düşünüyorsa görüntüleme yöntemlerine başvuracaktır. İlk önce röntgen grafileri çekilir. Burada eklemi oluşturan kemik yapılar hakkında fikir sahibi olunur, geçirilmiş bir kırık veya osteokondritis dissekans var ise tanı konabilir. Eklemi ilgilendiren çıkıklar var ise buna ait belirtiler saptabilir. Daha sonra doktorunuz gerek gördüğü takdirde ilgili eklemin manyetik rezonans görüntülemesi (MRG) yapılabilir. MRG ile büyük ve tam kat kıkırdak hasarlarının tanısı kolayca doğrulanabilir. Ancak tam kat olmayan kıkırdak yaralanmalarının tanısında standart MRG her zaman başarılı olmayabilir. Belli durumlarda, doktorunuz damardan veya eklem içine kontrast madde verilerek çekilen MR-artrografi tetkikini isteyebilir. Diğer belirtiler kuvvetle kıkırdak yaralanması düşündürüyorsa doktorunuz hem tanı hem de tedavi amaçlı olarak artroskopi önerebilir. Artroskopi ile kıkırdak hasarının tanısı kesin olarak konabilir.

      Kıkırdak yaralanmalarında tedavi seçenekleri nelerdir?

      Eklemin yük taşımayan bölgesinde ve 1 cm2’den küçük kıkırdak hasarları eğer şikayetlere yol açmıyorsa sadece aralıklı izlem ile takip edilebilir. Ancak belirti veren, yük taşıyan bölgede yerleşen ve 1 cm’den büyük kıkırdak yaralanmalarında tedavi gerekli olur. İlaçlar, glukozamin gibi destekler, fizik tedavi yöntemleri ve eklem içine yapılan hyalüronik asit enjeksiyonları denenebilir ancak bunlar tedavi edici özelliğe sahip değildir ve sadece belirtileri bir süre baskılarlar. Genç erişkinlerde, kıkırdak yaralanmalarının tedavisi cerrahidir. Tedavi sıklıkla artroskopi ile başlar ve eklem içi eşlik eden başka sorunlar var ise onlar da düzeltilir. Daha sonra kıkırdağa yönelik işlem artroskopik ya da açık cerrahi ile yapılabilir.

      Mikrokırık yöntemi

      Sınırlı ve 3cm2’den küçük kıkırdak yaralanmalarında uygulanan bir yöntemdir. Hasarlı bölge kıkırdak artıklarından temizlendikten sonra kemiğe 5 mm aralıklarla ve birkaç mm derinliğinde uzanan delikler açılılır. Bu deliklerden kemik iliğindeki kök hücrelerin hasarlı bölgeye ulaşması için bir yol açılmış olur. Hasar bölgesinde oluşan kan pıhtısının içine yereleşen kök hücrelerinin, uygun ortam sağlandığında kıkırdak benzeri hücrelere dönüşme yeteneği vardır. Son yıllarda, bu pıhtının hasarlı bölgeye daha iyi tutunup organize olabilmesi için matriks adı verilen çatı implantları geliştirilmiştir. Çoğu kollajenden yapılan bu zar şeklinde dokular mikro-kırık yapıldıktan sonra hasarlı bölgeye yapıştırılabilir. Yeni kıkırdak benzeri doku oluşana kadar, ameliyat sonrası altı-sekiz hafta süreyle koltuk değneği kullanarak eklemi yüklenmeden korumak gerekir. Benzer şeklilde, bu kıkırdak tamir dokusunun oluşması için ameliyat sonrası dönemde birkaç hafta süreyle eklemi yavaş ve kontrollü bir şekilde hareket ettiren “sürekli pasif hareket” (continious passive motion, CPM) cihazı ile çalışmanız gerekir. Bu cihaz gerektiğinde evde kiralanalarak kullanılabilir. Mikro-kırık yönteminin avantajları hasta ve hekim için kolay ve ucuz bir teknik olması, tek bir ameliyat gerektirmesi ve artroskopi ile yapılabilmesidir. Küçük çaplı kıkırdak hasarlarında sıklıkla ilk olarak tercih edilen yöntemdir. Buna karşın, tekniğin en önemli dezavantajı oluşan tamir dokusunun “kıkırdak benzeri” olmasıdır. Bu doku normal kıkırdaktan farklıdır ve uzun yıllar normal kıkırdak gibi işlev görmesi beklenemez. Son yıllarda mikrokırık yöntemine ve matrix uygulamalarına ek olarak diz içi PRP (platelet rich plasma) uygulamaları bu tekniklerin başarı şansını bir miktar arttırmaktadır.

      Mozaikplasti

      Eklemin yük taşımayan bölgesinden 6-8 mm çapında ve 15 mm boyunda kıkırdak ve kemikten oluşan silindirik parçaların alınıp, bunların yük taşıyan bölgedeki hasarlı bölgeye nakledilmesidir. Bu teknik te 4cm2’nin altındaki hasarlarda uygulanır. En sık diz ve ayak bileği eklemlerinde uygulanır. Artroskopik veya açık yöntemle yapılabilir. En önemli avantajı, normal kıkırdağın mimari yapısında bir dokunun hasarlı bölgeye nakledilmesidir. Dezavantajları ise sınırlı sayıda doku nakli yapılabilmesi ve hasarlı bölgeye nakil yapılabilmesi için eklemin başka bir bölgesindeki normal kıkırdağın feda edilmesidir. Çok büyük hasarlarda bazen sağlam olan karşı diz ekleminden de doku alınması gerekebilir. Tekniğin özelliği dolayısı ile hasarlı bölgenin ancak % 70’i nakledilen kıkırdak ile doldurulabilir, nakledilen silindirler arasında kalan bölge kıkırdak benzeri bir tamir dokusu ile iyileşir. Bu teknik genellikle küçük kıkırdak hasarlarında daha başarılıdır. Büyük yaralanma alanlarında eklemin normal şeklinin oluşturulması zor olabilir. Ameliyat sonrası dönem mikro-kırık yöntemi ile benzerdir.

      Kıkırdak hücre nakli

      Son yıllarda üzerinde en çok araştırma yapılan ve başdöndürücü bilimsel gelişmelerin olduğu alan kıkırdak naklidir. Bu teknikte önce artroskopi ile kıkırdak hasar saptandığı sırada eklemin yük taşımayan bölgesinden yonga şeklinde birkaç milimetrelik kıkırdak dokusu alınır. Bu doku steril şartlarda laboratuvar ortamında işlenir ve içindeki kıkırdak hücreleri çoğaltılarak üretilir. Birkaç hafta süren bu işlem sonrasında oluşan yeni kıkırdak hücreleri, bu kez açık cerrahi ile hasarlı bölgeye nakledilir. Birinci nesil adı verilen kıkırdak nakli tekniklerinde bu hücreler, diz çevresi dokulardan alınan ve hasarlı bölgeye dikilen zar şeklinde bir dokunun altına enjekte edilmekteydi. Son yıllarda ikinci jenerasyon adı verilen tekniklerde, kıkırdak hücreleri matriks adı verilen bir taşıyıcı doku içinde üretilmekte ve bu doku hasarlı bölgeye şekil verildikten sonra yapıştırılarak işlem tamamlanmaktadır. Kıkırdak nakli tekniklerinin en önemli avantajı herhangi bir dokuya zarar vermeden hastanın kendi hücrelerinin, hasarlı bölgeye istenen miktarda akatarılabilmesidir. Boyut sınırı yoktur ve istenilen çap ve yükseklikte doku üretilebilir. Oluşan yeni kıkırdak dokusu normal eklem kıkırdağına çok daha yakındır. Tekniğin dezavantajları iki ameliyat gerektirmesi ve pahalı olmasıdır. Çok yeni bir yöntem olmasına rağmen dünyada on yılın üzerinde yapılan takiplerde hastaların %80-90’ında başarılı sonuçlar bildirilmiştir. Ameliyat sonrası dönem diğer teknikler ile benzerdir

      Kök hücre uygulamaları

      Yasal olarak ülkemizde rutin kullanımına izin verilmeyen bu uygulama ancak bakanlıktan alınan özel izinle yapılan klinik çalışmalarda yapılmaktadır. Dünyada özellikle uzak doğu ülkelerinde yapılan çalışmalarda uzun dönem sonuçları tam olarak bilinmemesine rağmen kısa dönem sonuçları ümit vaat etmektedir.
  • OMUZ CERRAHİSİ
    • OMUZ SIKIŞMA SENDROMU NEDİR ?
      (İmpingement Sendromu)

      Omuz Sıkışma Sendromu Nedir ?

      Omuz sıkışma hastalığı bir veya daha fazla problemin bir arada bulunması ile gelişir. Bu problemler;

      • Bursa denilen yağlayıcı keseceğin şişmesi ki bursitis denilir. Omuzun yüksek yüklenme altında hızla uzatılması sırasında sıktır. Bu en sık fırlatmaya dayanan sporlarda görülür. Spor dışında boya, cam silme gibi aktivitelerde de olabilir. İleri yaşlarda kendiliğinden de gelişebilir.

      • Rotator manşet tendonlarının şişme- ödem-iltahabı ki tendinit denilir. En sık ani ve yüklenme ile başlanılan sportif aktivitelerde başlar. Buradaki neden adelelerin henüz bu aktiviteye hazır olmamasıdır.

      • Tendonlardaki aşınma ve yırtıklar sanrası kireç depolanması ki Dupley Hastalığı denir.

      • Köprücük kemiği ile kürek kemiği arasındaki eklem kireçlenerek tendonların deçtiği boşluğu daraltır. Bu da sürtünme ile tendonlarda tendinit gelişir.

      • Omuz başının üzerindeki çatının ön kısmının (akromion) aşırı kıvrık olması da kolu yukarıya kaldırma sırasında tendonların buraya sıkışmasına neden olur ve tendinit, ileri vakalarda yırtık gelişir.

      Belirti ve Bulgular

      Hastalar genellikle ilk belirtileri görmezden gelirler. Genellikle başlangıçta küçük bir ağrı ve adelelerde hafif bir güç kaybı vardır. Omuz hareket kısıtlılığı ve baş üzeri hareketlerde ileri ağrı daha sonra başlar. Ağrı özellikle geceleri daha fazladır ve sıklıkla hastaları uykudan uyandırır.

      Tanı

      Hikaye ve Fizik muayene sıkışma sendromunda çok belirleyicidir. Eşlik eden başka problemler veya ayırıcı tanı için direkt grafiler ve MR kullanılabilir. Bazen tüm bunlara rağmen emin olamadığımızda impigment testi yapılabilir (lokal anestezik ilaçlarla).

      Başlangıç Tedavi

      İlk olarak istirahat(sıklıkla hastalığı ortaya çıkaran tekrarlayan baş üstü hareketler mevcuttur, bu hareketlerden bir müddet kaçınılmalıdır), buz uygulaması, ödem giderici ilaçlar, kortikosteroid enjeksiyonları, ultrasonografi etkin bir tedavi sağlayabilir. Bazen geçici olarak kol askısı kullanılması gerekebilir. Ağrı azalınca omuz güçlendirme ekzersizlerine başlanmalıdır.

      Lokal Steroid Enjeksiyonu

      • Genç-sporcularda kaçınılmalı.
      • Rotator manşet tendonlarında yırtık olmamalıdır. Yırtık durumunda yapılırsa yırtığı büyütebilir. İleri yaşlarda ki hastalarda yırtık olmasına rağmen kortizon ağrıyı gidermek için yapılabilir.
      • Maksimum 3 enjeksiyon yapılmalıdır.

      Başlangıç Tedavisi İşe Yaramazsa ?

      Cerrahi tedavi uygulanır. Cerrahi tedavi açık yada kapalı (artroskopik) olarak yapılabilir. Omuz sıkışma hastalığının cerrahi tedavisinde ana karar verdirici konu rotator cuff tendonu yırtığı olup olmaması ve omuz çatısını oluşturan acromion kemiğinin yapısıdır. Omuz çatısını oluşturan acromion kemiği normalde düzdür (Tip I acromion). Bazen hafif bir içbükey (konkav) biçiminde (tip II acromion) veya ucu kanca biçimli (tip III acromion) olabilir. Akromionun iç bükey özelliklede kanca biçimli olanlarda kolu yukarı kaldırma sırasında rotator cuff tendonlarını sıkıştırır ileri aşamalarda yırtabilir.

      Açık cerrahide yaklaşık 4-5 cm lik cilt kesisi yapılmaktadır, artroskopik cerrahide ise tüm işlemler yaklaşık 3 adet 0.5cm lik delikler yardımıyla yapılmaktadır.Omuz artroskopisinde tüm eklemler gözden geçirilip daha önce tesbit edilmemiş sorunlarda tedavi edilebilmektedir. Omuz sıkışma hastalığında acromiona dügün hale getirilmekte, köprücük kemiğinin eklemi kireçlenmiş ise temizlenmekte ve "bursa" dediğimiz kesecik alınmaktadır

    • ROTATOR MANŞET NEDİR?
      (Omuz döndürücü tendon kompleksi)

      Rotator Manşet, humerus (üst kol kemiği)kemiğinin üst ucundaki omuz eklemini yapan baş kısmını çepeçevre saran adele-tendon bir yapıdır. Omuz eklemini yerinde tutar ve omuzun içe-dışa dönüş hareketlerini yaptırır.

      Yaralanmaları Nasıl Oluşur

      Rotator manşet yırtığı gençlerde ve sporcularda ani bir harekette oluşan yaralanma ile oluşabileceği gibi, zaman içinde tekrarlayıcı kolun baş seviyesinin üzerindeki hareketlerde zamanla gelişebilir.

      Belirti ve Bulgular

      • Başüstü hareketlerde daha fazla olmak üzere tekrarlayıcı, devamlı omuz ağrısı.
      • Gece ağrısı. Bu ağrı ağrıyan taraf üzerine yatmayı engeller.
      • Adele güçsüzlüğü. Özellikle kolu kaldırmaya çalışırken hissedilir.
      • Omuz hareketleri sırasında tıkırtılar , klik sesleri gelmesi.
      • Omuz hareketlerinde kısıtlılık.
      • Genellikle hastanın ağırlıklı kullandığı kolunda olur.

      Tanı Nasıl Konulur

      Rototor Manşet yırtığının tanısı, yaralanma oluş şeklinin ayrıntılı olarak anlatılması ile başlar. Bunu dikkatli bir muayene izler. Sadece bu hikaye ve muayene ile büyük oranda rototor manşet yırtığının tanısı konabilir. Rototor manşet yaralanmalarında grafiler genellikle normaldir. Tanıyı kesinleştirmek için sıklıkla MR ve Ultrason kullanılan yöntemlerdir.

      Rototor Manşet Yaralanmalarında Tedavi

      Tam kat olmayan ve eşlik eden omuz sıkışma sendromu olmayan genç hastalarda ve ileri yaşta sedanter yaşayan hastalarda başlangıç tedavisi; istirahat, antienflamatuar tedavisi, kol askısı kullanımı, egzersiz ve fizik tedavidir. Bu tedaviden fayda görmeyen hastalarda, tam kat yırtıkları olan hastalarda ve eşlikeden sıkışma sendromu olan hastalarda cerrahi tedavi uygulanılır.

      Rototor Manşet Yaralanmalarında Tedavi Seçenekleri

      Eskiden açık yöntemlerle yırtık tendonun kemiğe dikilmesi sıklıkla tercih edilen cerrahi yöntemken son 10 yılda artroskopik tekniklerin ve teknolojinin gelişmesiyle kapalı (artroskopik) yöntemlerle tamir sonuçları da açık ameliyatlar kadar başarılıdır. Artroskopik cerrahi iyileşme süresinin kısa olması, hasta konforunun yüksek olması ve aynı anda eklem içi diğer patolojileride tanı ve tedavi edebilme yönünden avantajlıdır.

      Rotator Cuff Yırtıkları Doğal Seyri

      Tanı konulan rototor manşet yırtıklı hastalar tedavi edilmezse ağrı devam eder, kolun yukarı kaldırılması ve çevrilmesinde kuvvet kaybı artarak devam eder ve hareket kısıtlılığı artar, 1. Yıldan sonra kas dokusunun yerini yağ dokusu almaya başlar, sıklıkla yırtık boyutu artar,bu dönemde tedavi başarısı giderek azalır, halen tedavi edilmezse rototor manşet artropatisi dediğimiz omuz ekleminde omuz başı yukarı çıkmaya başlar, dejenerasyon izlenir. Rototor manşet artropatisi çözümü çok zor bir tablodur.

      Açık Cerrahi<

      Omuz eklemi seviyesinde 4-5 cm lik cilt kesisi ile cerrahi işlem gerçekleştirilir, cerrahi süresi 60-90 dk arasındadır. Ameliyat sırasında sıklıkla kemiğe çapalı dikiş materyalleri uygulanarak tamir gerçekleştirilir.

      Artroskopik Cerrahi

      Omuz ekleminde farklı klavuz noktalardan açılan 1’er cm lik delikler yardımıyla içeri yerleştirlen kamera ve özel aletler yardımıyla cerrahi gerçekleştirilir. Cerrahi süresi 60-90 dk arasındadır. Açık cerrahide olduğu gibi kemiğe çapalı dikiş materyalleri uygulanarak tamir gerçekleştirilir.

      Ameliyat Sonrası Dönem

      Ameliyat sonrası kol askısı 3-4 hafta kullanılır. 3 günde bir pansumanlar yapılır. Doktorunuz uygun gördüğü takdirde hemen 2-3 gün sonra pasif sarkaç egzersizlerine başlanır. Dikişler alındıktan sonra fizyoterapistler eşliğinde rehabilitasyon programına başlanır. Tamamen iyileşme 6 ayı bulabilir. Doktorunuz uygun gördüğü takdirde fizik tedavi sürecini uzatabilir.

    • SLAP LEZYONU

       

       

      SLAP superior labrum anterior - posterior un baş harfleridir . Biceps humeri denilen pazu adelesinin uzun ve kısa olmak üzere iki başı vardır. Uzun baş tendonlaşarak omuz eklemi içine girer ve omuz yuvasının üzerindeki kıkırdak halkaya önden arkaya kadar yapışır. Bu uzun başın eklem içindeki "Y" biçiminde yapıştığı tendon yapıya SLAP, yırtıklarına da SLAP lezyonu denir.


      Yırtık Mekanizması;

      ·         Açık kol üzerine düşme

      ·         Ağır cisim taşıma

      ·         Köpek gezdirme sırasında büyük köpeklerin aniden tasmaya asılması


      %22-66 oranında hastalar  tek, travmatik bir olaydan bahsederler, Hastalara klik, takılma, atlama yakınmaları vardır. Ön omuz ağrısı en sık rahatsızlıklardandır. Özellikle sporcularda baş üzeri hareketlerde (voleybolda smaç, teniste servis, vole gibi) keskin bir ağrı hissedilir. 
      SLAP lezyonu sadece % 25 oranında tek başına bulunur. Büyük oranda omuzdaki diğer problemlerle birliktedir. Bu nedenle tanı koymak son derece güçtür. Diğer omuz patolojilerinin aksine MR da bazen hiçbir bulguya rastlanmayabilir. Bu nedenle kesin tanı geçmeyen omuz ağrıları nedeniyle yapılan artroskopilerde konur.



      TEDAVİ

      Fizik Tedavi;

      ·         1.öncelikle denenmeli

      ·         Ek patolojilere de konsantre olunmalı

      ·         Ağrı öncelik, geçtikten sonra biceps kuvvetlendirilmesine geçilmeli

      ·         Baş üzeri aktivitelere -sporcularda- yavaş yavaş geçilmeli.

       



      Artroskopik tedavi: Hafif yırtıklarda bozuk bölgelerin temizliği sonrası yeniden yapışır. Çok ileri yırtıklarda, yuva üzerinde yapışma yerinden kesilerek tendon daha aşağı tesbit edilir. Yırtıkların büyük kısmının ise labrum yırtıklarında olduğu gibi benzer teknikle dikilmeleri gerekir. Tendonun pozisyonu nedeniyle deneyim gerektiren teknik bir işlemdir.


      Artroskopi sonrası rehabilitasyon:
      2-4 hafta kol askısı kullanılır. Hemen pasif (hastanın adelelerini kullanmasına izin verilmeden) eklem hareketleri fizyoterapistler tarafından başlanır.  Hastanın katılımı ile kuvvetlendirme 4-12. haftalarda yapılır. 
       

       

    • DONUK OMUZ NEDİR ?
      Donuk Omuz Nedir?

      Sebebi ne olursa olsun omuzdaki hareket kısıtlılığının genel ismi donmuş omuzdur, ve sıklıkla ağrı eşlik eder.

      Risk Altındakiler

      Kadınlar erkekelere göre daha fazla risk altındadır. Genellikle 40-65 yaşlarında başlar. Donmuş omuzluların % 10-20’sinde şeker hastalığı vardır. Diğer kolaylaştırıcı faktörler şunlardır: Kolun yaralanma, ameliyat gibi sebeplerle hareketsiz kalması; hipertiroidi; kalp-damar hastalıkları; klinik depresyon ve parkinson hastalığı.

      Donuk Omuzun Sebepleri

      Donmuş omuzun sebebi tam olarak bilinmemektedir. Omuz periartritinin bir çok sebebi vardır. Bazen bu sebeplerin birden fazlası bir araya gelebilir. Şeker hastalığı, iltihaplı romatizmalar, boyun fıtığı ve kireçlenmeleri, akciğer hastalıkları, omuz çevresi kasların yapışma yerlerindeki zorlanmalar ve tendinitler en önemli sebepleridir. Ancak bazen hiçbir sebep bulunamayabilir. Muhtemelen alt yatan inflamatuar bir hadise olabilir. Omuz ekleminin (glenohumeral) kapsülü sertleşir ve kontrakte olur (büzüşür). Bu durum da kol hareketlerini kısıtlar. Eklem yaralanması veya ameliyatı sonucu kolun uzun süre hareketsiz tutulması donmuş omuz ile sonuçlanabilir. Genellikle tek bir omuz tutulur ama hastaların üçde birinde her iki tarafta da hareketler kısıtlanmıştır.

      Donuk Omuzun Gelişimi

      Donuk omuz uzun süre içerisinde ve 3 devre halinde gelişir: Birinci devre (erken dönem): Hareketle artan omuz ağrısı vardır ve geceleri şiddetlenir. Ağrı giderek artar ve hareketler kısıtlanmaya başlar. Bu devre yaklaşık 3-8 ay kadar sürer.

      İkinci devre (yapışıklık dönemi ): Bu dönemde ağrı biraz azalmış fakat hareket kısıtlığı daha da belirginleşmiştir. Karşı kolla kıyaslandığında hareketler % 50 oranında azalmıştır. Bu dönem 4-6 ayda sonlanır. Üçüncü devre: Ağrı iyice azalmıştır, durum düzelmeye başlar. Ancak hasta omuzunu hiç hareket ettiremez. Bu devre 1-3 ay kadar sürer. Bu devreden sonra omuz hareketlerinde kısmen iyileşme olur. Eğer iyi tedavi edilirse omuz hareket açıklığı hemen hemen eski haline gelir. Bazı hastalarda omuza hareket sağlamak için ameliyat gerekebilir.

      Donuk Omuzun Belirtileri

      En önemli belirti omuz hareketlerinde her yöne kısıtlılıktır. Hasta saçını tarayamaz, elini sırtına değdiremez, asker selamı veremez, ....vs. Ayrıca özellikle geceleri artan şiddette omuz ve kol ağrıları vardır.

      Teşhis ve Tedavi

      Donuk omuz tanısı koymanın ana yolu fizik muayenedir. Hem aktif hem pasif harekette kayıplar, genel (diffüz) bir omuz sertliği ve ağrı oluşması donuk omuz belirtileridir. Omzunuzun röntgeninin çekilmesi, doktorunuzun omuz kemiklerinizi değerlendirmesini sağlar. Donuk omuz tanısı koymak için manyetik rezonans (MR) taraması her zaman gerekmez, ama doktorunuz başka yapısal sorunları elemek için MR taraması isteyebilir.

      Tedavi ağrının giderilmesi ve hareketlerin yeniden kazandırılması esasına dayanır. İnflamasyon giderici ve ağrı dindirici ilaçlar verilir. Kaslar gevşetilir.

      Derin ve yüzeysel ısıtıcı, elektroterapi, eklem hareket açıklığı egzersizlerini içeren fizik tedavi kürleri bugün için en iyi tedavi yöntemdir. Ev egzersizleri ile kombine olarak uygulanan fizik tedavi yapılır. Germe egzersizleri ile eklem hareketleri artırılır. Hastalığa sebep olan faktörler de ihmal edilmemelidir. Omuza yapılacak eklem içi veya bazı hastalarda eklem çevresine yapılacak enjeksiyonlar iyi sonuçlar vermektedir.

      Cerrahi ne zaman yapılır

      Aylar süren bir tedavi programına rağmen düzelme sağlanamazsa ameliyat gerekebilir. Özellikle hastalığın ikinci döneminde hareketlerin ileri derece kısıtlandığı dönemde genel anestezi altında maniplasyon ve artroskopik gevşetme ameliyatları birlikte iyi sonuçlar vermektedir. Cerrahi sonrasında fizik tedavi mutlaka yapılmalıdır.
    • BANKART ONARIMI NEDİR?

       

      Tekrarlayan omuz çıkığı (bankart lezyonu)

       

      Omuz çıkığı genellikle oldukça büyük bir travmayla olur. Yeterli tedavi olmuş veya olmamış kişilerde ikinci ve sonraki çıkıklar şaşırtıcı derecede kolay olabilir. İlk çıkık sonrası tedavi kurallarına uygun yapılmış bile olsa yeniden çıkma olasılığı vardır. Özellikle ilk çıkık 20 yaş altında olmuşsa % 80 nin üzerinde yeniden çıkık olasılığı vardır. 40 yaş sonrası ilk omuz çıkığı geçiren hastalarda tekrarlayıcı çıkık oranı %20 lere iner. 

      İlk çıkık sırasında omuz sabitliğini sağlayan dokuların bir kısmının iyileşememesi yeniden çıkığa neden olur. Bunlardan en sık görüleni labrum denen kıkırdak desteğin kemiğe yapışma yerinden ayrılmasıdır. Ayrıca omuz kapsülündeki gevşemede ana nedenlerdendir. Ayrıca humerus kemiğinin başındaki defektlerde sorumlu tutulmaktadır. Bu problemlerin onarıldığı cerrahi müdahaleler sonrası bile yeniden çıkıklar görülebilmektedir. 

      Tedavi

      Hasta ciddi bir travma sonrası ilk defa omuz çıkığı ile karşımıza gelmişse genel anestezi altında kapalı redüksiyon  ve velpau bandaj uyguluyorum, bandaj tedavisini 3-4 hafta arasında mutlaka tutuyorum. Sonrasında bandaj tedavisini sonlandırıyorum. egzersiz ve ters hareketlerden kaçınma önerileri ile hastayı takibe alıyorum. Takiplerde hastanın ters bir hareket sonrası omzu tekrar çıkmaya başlarsa artroskopik onarım ameliyatı planlıyorum ve hastaya bu tedaviyi öneriyorum.  Artroskopik omuz çıkığı ameliyatı oldukça konforlu, rehabilitasyon süresi kısa ve sonuçları açık tamir ameliyatlarıyla aynı derece başarılıdır.


      Ameliyat sonrası izleme; Kol 4 hafta askıda kalır. Askıda kaldığı sürece günde 3 kez verilen omuz sallama ekzersizleri yapılır. Hasta 7. günden itibaren banyo yapılabilir.. 4-6 haftalar arası pasif ve kısıtlı aktif hareketlere izin verilir. 6-10. haftalarda aktif hareketler çeşitliliği ve arttırılır. Bu süreçte hastalar günlük işlerinin büyük kısmını yapabilir, kolun omuz seviyesinin üzerine yana açılması dışındaki hareketlere izin verilir. 10-12. haftalarda omuz hareketlerinden fırlatma hareketi dışındaki hareketlere izin verilir. 12-16. haftalarda tüm hareketlere izin verilmeye başlanır. Tüm bu süreçe omuz fizik tedavisinde deneyimli fizyoterapistler tarafından destek alınması iyi sonuçlar için cerrahi kalite kadar önemlidir.

  • AYAK BİLEĞİ CERRAHİSİ
    • ÖN AYAK ARTROSKOPİSİ

      Ön Ayakbileği Artroskopisi?

       

      Ayak bileği artroskopisi ayak bileği ekleminin içine artroskop denilen uzun teleskopik kameralarla bakmak ve inceleme yapmak anlamına gelir.. Artroskopi işlemi için ayak bileğinin önünden iki adet 1 cm uzunluğunda kesi yapılır ve cerrahi işlemler bu iki giriş deliğinden eklem içine sokulan kamera ve cerrahi aletler yardımıyla yapılmış olur.

      Ayak bileği artroskopisinin avantajlarını şöyle özetlemek mümkündür: Açılan küçük deliklerden yapılan bir cerrahi işlem olmasından dolayı hastanın ameliyat sonrasında iyileşme süresi açık yöntemlere göre daha kısadır. Eklem kesilip açılmadığından enfeksiyon gelişme riski daha düşüktür. Küçük deliklerden yapılan bir cerrahi işlem olmasından dolayı hastanın ameliyat sonrası hissettiği ağrı daha az olur. Özellikle sporcularda spora dönüşü hızlandıran bir yöntemdir.

       Ön Ayak Bileği Artroskopisi İle Hangi Hastalıklar Tedavi Edilebilir ?

      Ayak bileğinde tekrarlayan burkulmalar sonrası ortaya çıkan ve uzun süre tedaviye rağmen geçmeyen ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı sıklıkla kıkırdak yaralanmaları (talus osteokondral lezyonları ) ve yumuşak doku sıkışmaları sonucu ortaya çıkar. Kıkırdak ve yumuşak dokuya ait bu patolojiler ayak bileği artroskopisi yardımıyla başarıyla tedavi edilirler. Romatizmal hastalıklarda, hemofili ve benzeri eklem içi kanamayla seyreden durumlarda eklem içindeki sinovyal dokuların aşırı büyüyerek ayak bileği içini doldurması ve şişmeye neden olmasıyla ortaya çıkan sinovit tablosu yine artroskopik olarak tedavi edilebilmektedir. Az rastlanan eklem içi tümörlerin çıkarılması işlemi de yine artroskopik olarak başarıyla uygulanmaktadır. Eski ayakbileği kırıkları sonrası ileri derecede artroz varlığında artroskopik artrodez ( ayakbileği dondurma ameliyatı) yapılabilir.

      Artroskopinin Komplikasyonları Nelerdir ?

      Artroskopi kapalı bir yöntem olmakla birlikte düşük oranda komplikasyonlara sahiptir. Bunları şu şekilde özetleyebiliriz: Eklem içinde enfeksiyon gelişmesi, tromboemboli (bacak damarlarında oluşan pıhtıların başka organlara giderek damarları tıkaması), cerrahi işlem sırasında kıkırdakların zarar görmesi. Bu komplikasyonlardan korunmak için artroskopiyi yapan hekim ve anestezist gereken önlemleri alırlar. Ameliyat sonrası erken dönemde hastayı hareketlendirip fiziksel aktivitesini eski haline getirmeye gayret ederek ortaya çıkma olasılığı olan komplikasyonlar en aza indirilmiş olur.

    • ARDAYAK ARTROSKOPİSİ

      Ardayak Artroskopisi nedir?

       

      Ayak bileği artroskopisi ayak bileği ekleminin içine artroskop denilen uzun teleskopik kameralarla bakmak ve inceleme yapmak anlamına gelir.. Ardayak Artroskopisi işlemi için ayak bileğinin arkasından (aşil tendonunun her iki yanından) iki adet 1 cm uzunluğunda kesi yapılır ve cerrahi işlemler bu iki giriş deliğinden eklem içine sokulan kamera ve cerrahi aletler yardımıyla yapılmış olur.

      Ayak bileği artroskopisinin avantajlarını şöyle özetlemek mümkündür: Açılan küçük deliklerden yapılan bir cerrahi işlem olmasından dolayı hastanın ameliyat sonrasında iyileşme süresi açık yöntemlere göre daha kısadır. Eklem kesilip açılmadığından enfeksiyon gelişme riski daha düşüktür. Küçük deliklerden yapılan bir cerrahi işlem olmasından dolayı hastanın ameliyat sonrası hissettiği ağrı daha az olur. Özellikle sporcularda spora dönüşü hızlandıran bir yöntemdir.

       Ardayak Bileği Artroskopisi İle Hangi Hastalıklar Tedavi Edilebilir ?

      Ayak bileğinin özellikle arka bölgesini ilgilendiren başparmak tenosinovitlerde, peroneal tendon sorunlarında,os triganum sendromunda, talus arka bölge kıkırdak hasarlarında, subtalar eklem patolojilerinde, ardayak ganglion kistlerinde ayağın arkasından yapılan artroskopik girişimle başarı elde etmek mümkündür.

      Artroskopinin Komplikasyonları Nelerdir ?

      Artroskopi kapalı bir yöntem olmakla birlikte düşük oranda komplikasyonlara sahiptir. Bunları şu şekilde özetleyebiliriz: Eklem içinde enfeksiyon gelişmesi, tromboemboli (bacak damarlarında oluşan pıhtıların başka organlara giderek damarları tıkaması), cerrahi işlem sırasında kıkırdakların zarar görmesi. Bu komplikasyonlardan korunmak için artroskopiyi yapan hekim ve anestezist gereken önlemleri alırlar. Ameliyat sonrası erken dönemde hastayı hareketlendirip fiziksel aktivitesini eski haline getirmeye gayret ederek ortaya çıkma olasılığı olan komplikasyonlar en aza indirilmiş olur.

  • KALÇA CERRAHİSİ
    • KALÇA ARTROSKOPİSİ NEDİR ?

       

       

      Kalça artroskopisi nedir?

      Kalça eklemi artroskopisi, kalça eklemine 3 adet 0.5 cm lik portal dediğimiz delikler yolu ile girilerek kalça içi sorunları saptanması ve tedavisi işlemidir. Kalça artroskopisi için, özel kalça artroskopisi seti, traksiyon masası denilen özel ameliyat masası ve skopi dediğimiz radyolojik görüntüleme cihazı gereklidir.

      Kalça ekleminde gerek femoral gerekse asetabuler yuva tarafındaki kemik büyümeleri ile olan sıkışma sorunlarında, kalça eklemi artroskopisi ile sıkışma yaratan büyümüş kemik parçaları saptanır ve artroskopik burr dediğimiz özel motorize törpülerlede çıkıntılı bölge törpülenerek çıkarılır.

      Son zamanlarda Ortopedi Uzmanlarının farkındalığının arttığı asetabular labrum yırtıklarında, kalça artroskopisi ile yırtık tipi saptanır. Dikilebilecek  tipteki yırtıklardan genç hastalarda dikiş materyalleri geçirilerk özel kemik çapaları kullanılarak kemikten ayrıldığı bölgeye tutturulur. İleri yaş hastalardaki dejenaratif yırtıklar yada küçük ve dikilemeycek yada dikilmeyi gerektirmeyen yırtıklar artroskopik shaver dediğimiz mini doku traşlayıcıları ve artrocare dediğimiz radyofrekans cihazı yardımı ile düzenlenir.

      Kalça artroskopisi sırasında kıkırdak lezyonları saptanması durumunda kıkırdaktaki hasara göre debridement dediğimiz kıkırdağın hasarlı bölümünün çıkarılması, mikrokırık yöntemi dedğimiz kıkırdak kaybı olan alandaki kemikte küçük delikler açılarak kanlanmanın sağlanması, kök hücre, kıkırdak hücre nakline uygun olgularda hastadan üretim için kıkırdak hücre alınması işlemlerini uygulamaktayız.

      Kalça eklemi içi serbest parçaların varlığında ve sinovit durumlarında kalça artroskopisi ile bu serbest kemik kıkırdak parçaların çıkarılması ve kalça sinovyasının temizlenmesi açık ameliyata göre daha kolay yapılmaktadır. Hastaların iyileşmesi artroskopik cerrahi ile açık cerrahiden daha çabuk olmaktadır. Bütün bu avantajlarına rağmen kalça artroskopisi giriş deliklerinin nörovasküler yapılara yakınlığı ve işlem sırasında traksiyon kullanımı gereksiniminden dolayı diğer artroskopik cerrahilere göre çok daha fazla deneyim gerektirir ve komplikasyon riski daha yüksektir. 

    • KALÇA SIKIŞMA SENDROMU

      KALÇA SIKIŞMA SENDROMU (FEMORAASETABULAR SIKIŞMA SENDROMU)

       

      Kalça sıkışma (impingement) hastalığı, kalça eklemi hareketi sırasında femur boynu ile asetabulum dediğimiz yuvanın birbirine temas ederek aradaki yumuşak doku ve labrumu sıkıştırması ile görülen bir hastalıktır. Kalça impingement sendromu, iki şekilde görülmektedir: 1-CAM tipi, 2-PINCER tipi. CAM tipinde femur boynunun baş ile birleştiği yerde yapısal olarak kemik çıkıntı mevcuttur. PINCER tipinde ise asetabular yuvanın örtüm alanı artmıştır. Her iki durumda kalça sıkışma hastalığına neden olur. Bazen hem CAM tipi, hemde PINCER tipi kalça impingement sendromu aynı kalça ekleminde görülebilir

      Kalça sıkışma hastalığının bulguları nelerdir?

      Kalça impingement hastalığında erken devrede bazı ekstrem kalça hareketlerinde zorlanma ve ağrı  şikayeti görülür. Eğer hasta olayın üzerine gitmeye devam ederse, kalça eklemi sıkışma hastalığına bağlı olarak asetabular labrumda zamanla dejenerasyon ve yırtık gelişir. Bu durumda da asetabular labrum yırtığına bağlı ağrılar görülmeye başlar. Tedavi edilmeyen olgularda ise yırtığın ve azalmış kalça eklemi hareket açıklığına bağlı kıkırdak hasarları ve artroz gelişir. Ağrı devamlı hal alır.

      Kalça impingement hastalığının tanısı nasıl koyulur?

      Kalça impingement hastalığında, tanı hastanın şikayetleri ve fizik muayene ile koyulur. Çekilen radyografilerde, kalça eklemi sıkışma hastalığının; CAM tipi, PINCER tipi yada ikisi bir arada tipinden hangisi olduğuna karar verilir. Ağrının şiddetli olduğu, kilitlenmenin olduğu olgularda ise MR tetkiki yapılarak ilave labral yırtık yada kıkırdak lezyonu olup olmadığına bakılır.

      Kalça impingement hastalığının tedavisi nasıl yapılır?

      Kalça sıkışma hastalığında erken dönemde, kalça çevresi adelelerin güçlendirilmesi, antiemflamatuvar ilaç kullanımı ve aktivite modifikasyonu yapılır. Bu önlemlerle şikayetleri gerileyen kalça sıkışma hastalığı olgularında hasta ortopedi uzmanınca takip edilir. Bu tedaviye rağmen kalça eklemi ağrısı süren hastalarda, cerrahi tedavi uygulanır. Cerrahi tedavide 2 yöntem mevcuttur. Açık cerrahi ve kapalı (artroskopik cerrahi ). Artroskopik cerrahide kalça eklemine 3-4 delikten özel artroskopi aletleri ile girilerek labrum yırtığı ve kıkırdak lezyonu açısından değerlendirme ve tedavi yapılır. Daha sonra ise CAM tipi kalça sıkışma hastalığında artroskopik olarak femur boyun ve baş bileşkesindeki kemiksi çıkıntı traşlanarak normal düzeye indirilir. PINCER tipi kalça sıkışmasında da asetabulumun uç kısmında kalça eklemi sıkışmasına neden olan kemiksi çıkıntı traşlanır. Kalça artroskopisi sırasında, ileri derecede artroz (eklem kireçlenmesi) görülen hastalarda ise sadece eklem içi debridman yapılır ve total kalça protezi önerilir.

       

  • ELBİLEĞİ CERRAHİSİ
  • DİRSEK CERRAHİSİ
    • TENİSÇİ DİRSEĞİ
      Tenisçi Dirseği Nedir?

      Tenisçi dirseğinin tıbbi adı “lateral epikondilit” tir. El bileğini yukarı doğru kaldıran kasların ortak başlangıç noktası, dirseğin dış tarafında “lateral epikondil” olarak adlandırılan bölgedir. Tekrarlayan zorlanmalara bağlı olarak bu bölgedeki kas-kemik bileşkesinde ortaya çıkan küçük yırtıklar ve dejenerasyon sonucu tenisçi dirseği oluşur.

      Tenisçi Dirseği Kimlerde Görülür?

      Raket sporları ile uğraşan sporcularda sık olarak ortaya çıkmasına rağmen, hastalık el bileği ile tekrarlayan ve zorlayıcı işleri yapan her kişide ortaya çıkabilir. Günde 2 saatten fazla zorlayıcı el bileği hareketeleri yapan tüm meslek gruplarında tenisçi dirseği görülebilir. Özellikle boyacılar, tesisatçılar, marangozlar ve hatta yoğun ev işi yapan ev hanımlarında da tenisçi dirseği sık olarak ortaya çıkar. Sık görüldüğü yaş aralığı 30-50 yaşları arasıdır.

      Tenisçi Dirseğinin Bulguları Nelerdir?

      Tenisçi dirseğinin en önemli bulgusu dirseğinizin dış kenarında bulunan kemik çıkıntı üzerinde olan ve ön kola doğru yayılan ağrıdır. Genellikle el bileğini dirence karşı geriye doğru kaldırmakla ağrı artar. Bunun en tipik örneği ağır bir sürahi veya çaydanlığı kaldırırken dirsekte hissedilen ve bileğe doğru uzanan ağrıdır. Ağrı ile birlikte kol kaslarında güçsüzlük olabilir. Olay tek bir zorlayıcı hareket sonrası başlayabileceği gibi, uzun süren zorlayıcı bir aktiviteden 24-72 saat sonra da başlayabilir. Ağrı önceleri düşük şiddettedir, zorlayıcı aktiviteler devam ederse haftalar aylar içinde giderek fazlalaşır. İlerlemiş durumlarda el sıkışmak veya kapı tokmağını çevirmek bile çok ağrılı olabilir.

      Tenisçi Dirseği Tanısı Nasıl Konur?

      Doktorunuz önce hastalığının hikayesini, oluş şeklini ve varsa spor alışkanlıklarınızı değerlendirir. Sizi muayene ettikten sonra altta yatan başka hastalıkları ayırmak açısından dirseğin röntgen grafilerini isteyebilir. Bunlar genellikle tanı konması için yeterlidir.

      Tenisçi Dirseği Tedavisi Nasılsır ?

      Yakınmalarınız çok şiddetli değil ise istirahat, buz uygulaması spora ara verme gibi yöntemlerle hastalık sakinleşebilir. Parasetamol (Parol, Tylol ) gibi basit ağrı kesiciler veya Naproksen (Apranax, Naprosyn) Diklofenak (Voltaren) gibi ilaçların kısa süreli kullanımı faydalıdır.

      Tenisçi dirseğinin tedavisi için geliştirilmiş olan onlarca farklı bant ve dirseklik vardır. Bunların ortak amacı, zedelenmiş olan bölgeye binen yükü azaltmaktır. Bunlar kolunuzu kullanırken veya spor sırasında kullanılır, istirahat sırasında çıkartılmalıdır. Bantlar ağrılı bölgenin üzerine değil, dirseğin yaklaşık 10 cm uzağında, doktorunuzun göstereceği noktaya uygulanmalıdır.

      Dört ila altı haftalık tedaviye rağmen tenisçi dirseği yakınmalarınız devam ediyorsa o bölgeye kortizon enjeksiyonu yapılabilir. Ağızdan düzenli olarak alınan kortizon ilaçlarının aksine, bölgesel kortizon iğnelerinin yan etkileri çok azdır. Kortizon iğneleri o bölgedeki ağrı ve şişliği azaltarak etkili olur. Gerektiğinde 1-3 kez tekrarlanabilir.

      Son yıllarda tenisçi dirseği tedavisinde yeni uygulamalar başlamıştır. Bunlar şok dalga tedavisi ve PRP enjeksiyonlarıdır.

      Tenisçi Dirseği Tedavisinde PRP Tedavisinin Rolu Nedir?
      PRP UYGULAMASI

      PRP (Platelet rich plasma), kişinin kendi kanından elde edilen ve trombositten zengin plazma olarak adlandırılan bir sıvıdır. Hastadan alınan 20 ml kan, özel cihazlar ile santrifüj edilerek 1-3 ml PRP elde edilir. Bu sıvının içinde konsantre miktarlarda büyüme ve iyileşme faktörleri bulunur. Bu faktörler vücudun doğal iyileşme ve tamir mekanizmalarını harekete geçirir. Birçok kas ve tendon yaralanmasının tedavisinde son yıllarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Steril şartlarda lateral epikondil bölgesinde yapılır. Çoğu durumda tek uygulama yeterli olurken, bazen 2 ya da 3 PRP enjeksiyonu gerekli olabilir.

      Tenisçi Dirseğinde Ne Zaman Tedavi Yapılır?

      Tenisçi dirseğinde hastaların % 85-90’ı cerrahi olmayan yöntemlerle iyileşir. En az altı ay süren tıbbi tedavi ve enjeksiyonlara rağmen yakınmaları geçmeyen hastalarda cerrahi tedavi gerekli olur. Cerrahi tedavide, ağrılı bölgedeki dejenere olan tendon yapışma yerinden ayrılır, hastalıklı bölge temizlenir ve tendon yerine tekrar dikilerek tamir edilir. Cerrahi tedavi sonrası bir süre kolu hareketsiz bırakacak şekilde alçı atel uygulaması gerekli olabilir. Spora dönüş 4 ila 6 ay sonra mümkün olabilir.

BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ !

HIZLI MENU

  • DİYABEKTİK AYAK
  • OSTEOPOROZ
  • YAYINLARIM
  • RANDEVU
  • BASINDA
  • GALERİ
  • ANLAŞMALI KURUMLAR
  • ARŞİV

E-POSTANIZI GİRİN SİZİ BİLGİLENDİRELİM

Adınız- Soyadınızı Girin
Sorunuzu Giriniz
E-Posta Adresiniz

Haftanın Konusu

Omuz Sıkışma Sendromu


Omuz sıkışma hastalığı bir veya daha fazla problemin bir arada bulunması ile gelişir. Bu problemler;
Bursa denilen yağlayıcı keseceğin şişmesi ki bursitis denilir. Omuzun yü Devamını oku ....

SERTİFİKALAR

VİDEO GALERİ